19 Haziran 2014 Perşembe

Bir pazar yazısı..

         Bir Pazar sıcağında gazetelerini okuyup bitiren, hangi kitaba başlayacağına karar verememiş, dışarı çıksa sıcaktan yanacak macerayı seven adam olarak ben; diğer hafta sonu hangi uygarlığın keşfine çıksam diye düşünürken de sonunda bu haftaki yazımı yazmaya karar veriyorum. Belki de anımı değerlendirebileceğim en iyi zaman bu, Yazmak. Şunu mu? yoksa bunu mu? yok yok bu! derdinden sıyrılıp bu haftaki yazı konumu düşünmek gerçekten mantıklıca olacak. 

          An’ı değerlendirmek demişken, Bir Pazar günü an’ı sizce nasıl geçer? Tatil günü olduğu için uyuyarak, Ya da yarın iş var düşüncesi, hiç olmadı aile toplantısı, arkadaşlarla kordon boyu yürüyüşü ardından bir içimlik buz gibi bira ya da yalnızlık duygusunda hiçbir şey yapmama isteği. Sizi bilmem ama benim bildiğim en iyi Pazar an’ı şu an yazdıklarım. Evet, bu kadar da basit. Sonra da denizden esen imbatın kitap sayfalarını okşayarak hışırtı seslerine karışması ve insanı kitap okumaya daveti.Bir diğer an’ı yaşama fırsatı. 
         
         Haydi! sizde elinize bir kitap alın, hatta şiir kitabı olsun bu ve Pazar gününün en güzel esen imbat noktasını bulun. Ve başlayın okumaya, sonra okşasın sayfaların derinliklerinde esen imbat. Hissedin size gelen daveti. Ve bakın gökyüzüne hayat yaşanmaya değer diyecek ne çok bulutlar göreceksiniz sizi selamlayan. Haydi! bir Pazar gününü de imbatın ardında okuyarak geçirin pişman olmayacaksınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder