3 Temmuz 2014 Perşembe

"Değişen Tarih"



            Tarihçilerin, temelde tarihi 3 çağa ayırdığını hepimiz okul yıllarından biliyoruz. İlk çağ, orta çağ ve yakın çağ, hatta içinde yaşarken farkına bile varmadığımız belki de yeni çağlar. Dün yaşandı ve bitti, bugün yaşıyoruz ve bitmek üzere, geçen her dakika tarihe mal olmuş durumda. Tarihin, ilginç bir yönü de keşfederken hep heyecan yaratması. Bazen çok uzaklarda terkedilmiş hissiyle öylece dururken, yarınlar içinde yol gösteriverir usulca.

             Her ne kadar genel kabul görmüş kanıyla tarih, 3 çağa ayrılmış olsa da içinde yaşadığımız anlar değişime ayak uydurmak zorunda kalıyor. Buna örnek olarak dijitalleşmeyi gösterebiliriz. Günün birinde dijitalleşen bir çağda yaşadığımız ders kitaplarında yer alabilir mesela, kimbilir?

             Her an yanımızda hissetmeye başladığımız dijitalleşmenin örneklerini biraz daha çoğaltmak mümkün. 2012 Yılı sonunda, dünyada ilk kez Newsweek haber dergisinin basılı yayın yapmama kararı  değişen şartlara ayak uydurmak zorunda kaldığını göstermişti. Bir devir kapanırken yepyeni bir devri yaşayacağımızın haberini de tarihe not düşmüştü aslında Newsweek dergisi.

             Benzer karar Türkiye’de 28 haziran 2014 tarihinde Radikal gazetesi tarafından alınmıştı. O da ülkemizde yepyeni bir devrin haberini tarihe geçiyordu. Dijitalleşmeye karşın, hayatın gerçeklerini es geçerek.

             Değişen şartlar belki de çağlar, bize yepyeni yaşamlar sunarken geçmiş yaşantılarımızı da unutulmaya yüz tutturuyor. Oysa ki İnsan dokunmayı sever, dokundukça hissetmeyi. Dijitalleşmiş yaşantılarımızın bize sunduğu kuru ve bir o kadar da yavan haberleri, gün gelecek belki de şu an elimizde tuttuğumuz gazeteleri yok edecek.  Mürekkebinin her tarafımıza bulaştığı, sayfalarının buram buram yazarın düşüncesinin koktuğu, her sayfayı özenle okurken dokunulan gazeteyi yeniden okuma isteği yok olup unutulmaya yüz tutacak. Ve tarih tozlanmış raflarda öylece dururken yol göstermeye devam edecek usulca. Sonra bir gün dijitalleşen çağın bireyleri gelip tarih olan gazeteleri tekrar dokunarak hissettiğinde yeniden dokunmanın vereceği güzelliği bir kez daha keşfetmiş olacak belki de.

             Sizce de basılı yayın gün gelir biter mi? ne dersiniz?



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder