21 Ağustos 2014 Perşembe

Dokuz Eylül Üniversitesine Bir Kala..

        18 ağustos 2014 saat 23.30

         Doğrusu heyecanlıyım. 6 ay sonra yüksek lisans sınavı için ilk kez heyecanlanıyorum. Çünkü Dokuz Eylül Üniversitesine girebilmek için çok çalıştım. Yaklaşık 10 saat sonra önce yazılı sonra da sözlü mülakatlarda olacağım. Yine her köşe başında harıl harıl sınav sorusu için çalışanlar, acaba ne tür soru soracaklar meraklı bakışları ve dahası olacak. Kimisi son şans için gelecektir, kimisi bir umut, kimiside gireceğinden emin. Kimin ne olacağı şimdilik meçhul. Heyecan ise doruklarda.
Artık biliyorsunuz, 6 ay önce Dumlupınar Üniversitesi Pazarlama Bölümü yüksek lisansı öğrencisi iken hedeflerimi belirlemeye çalışıyordum, ancak ösym tarafından gelen mektupla belirleyebildiğim hedefleri ertelemek zorunda kalmıştım. Kol saati ile sınava girmenin bedeli yüksek lisansın iptali idi. İş başa düşmüştü Alese tekrar girmem, yds puanımı yükseltmem ve daha bir sürü faktörü elde etmem gerekiyordu. Tüm bunların toplamının açıklayıcısında ise tek bir şey vardı. ‘çok okuyup, çok çalışmak’. Bilmem ki, daha başka bir yol olabilir miydi? Her an her şeyin olduğu ülkemizde başka yollarında olması pek mümkün tabi, ama bizim bildiğimiz ve inandığımız yol çok çalışıp çok okumaktan geçiyordu.
         Haliyle çok okuyup çokta çalıştım, Kazanıp kaybettiğim ve tekrar kazanmak için çabaladığım şu yüksek lisansta, 6 aylık bekleyişin ardında uzun süren engebeli yolculuğun bazen inişli bazen çıkışlı durumları da oldu. Kimi zaman yolun sonuna ulaştıracak trenden inmeyi düşünmedim değil ama şanslıyım ki, elimden tutan biri de vardı direncimi çoğaltan.
        Yorucu ve bir o kadar zorlu yolculuğun sonuna geldim işte. Yolun sonu dediysem yüksek lisansın yeniden olup olmayacağı ile ilgili bir son bu. Her sonuç yeniden başlangıçlarında habercisiydi aslında, bunu da biliyordum. İki gün önce girdiğim bir başka yüksek lisans mülakatı ve kazanamadığımı öğrenişim. Kazanıp kaybetme duygusunun üzerine bir kaybediş duygusunu daha yaşattı bana. Hayır, bu kadarı da ağır falan demeyin. Benim yaşadıklarım herkesin başına gelebilir cinsten, sebebi mi çünkü burası Türkiye. Sakın ola ki, her koyun kendi bacağından asılır da demeyin. Çünkü unutmayın ki, bugün bana olan yarın sana da olabilir. Olacak demiyorum bakın. Kaybedişin ardından tekrar kaybediş ama direnci yitirmemek, yarına olan güvencimi çoğaltıyor.
        Yarın büyük gün. İçimde ki ses bana hazır olduğumu fısıldıyor. Biliyorum ki başarabilecek gücümde var. İmkansıza inanmam, imkansız diye bir şey yoktur. Ama gerçekçi yönden bakmak diye bir şey vardır. Gerçekçi yönden bakılırsa evet yüksek lisans için yeterli ne ales puanım var ne de yds hatta bu ortalamalar ile sıralamaya girdiğim anda muhtemelen bu tabloda eleneceğimide biliyorum. Ama güvendiğim tek bir nokta var ki, o da bilim sınavı ve mülakat. Kendime güveniyorum. Ve öyle hissediyorum ki yarın Dokuz Eylül üniversitesi öğrencisi olacağım. Hayat garip, aylar öncesinde ki şartlar şimdiye çoktan değişti.
        Yarın ne olur ve devamında ne yazarım bilemiyorum. Bildiğim tek şey Dokuz Eylül Üniversitesinde olacağıma inandığım. Heyecanlıyım ve bir o kadar da garip. Selamlar! Her sonun ardından gelen yeni başlangıç. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder