28 Ağustos 2014 Perşembe

Geçmişten Geleceğe "Can Sıkıntısı"



       Gün içerisinde canı sıkılmayan biri varsa eğer, parmak kaldırsın alkışlayacağım. Zaman şartlarında hızla yaşayarak hızlı tüketime öyle bir alışmışız ki, bir anlık tüketimsiz durağanlık  hemencecik can sıkıntısına sebep oluveriyor.
       Şehir yaşamında ki koşuşturmaca, otobüsten metroya metrodan vapura dakikalık hesaplar, işyeri mesaisi bitmeden yapılması gereken işler, zamanın getirdiklerinden geri kalmama dürtüsü. Ve sanırım modern zamanlarımızın içinden bir enstantanenin ta kendisinde, tüm olanakların gelişmiş ve ulaşılabilirliğine rağmen yine de can sıkıntısı.
       Modern olmadan önce insanlar nasıl yaşıyorlardı acaba diye de hep merak ederim. Örneğin, İnternet olmadan nasıl vakit geçerdi?  Vapur, otobüs, uçak düşünsenize hiç biri yokken, yanıbaşınızdakilerden habersiz bir gün nasıl olurdu? Düşündüm de, O zaman da can sıkıntısı.
       Modern zamanda da can sıkıntısı, Modern olmayan zamanda da. Sonuç, insan her zaman her daim can sıkıntısı içinde olur, olacaktır da. Fikrimce tabi. Çözüm nefes alacağınız bir açık hava, Güneş, deniz, ağaçlar, kuşlar ve böcekler, dalga geçmiyorum  insanın temel  ihtiyaçlarından biri bu. Modern zamanlarda da, modern olmayan zamanlarda da. Doğanın bi parçası olarak.
       Bu haftaki yazımı, İzmir Büyükşehir Belediyesinin Tarihi Havagazı Fabrikasında gerçekleştirilen   Açıkhava sinema gösterim etkinliği üzerine  yazdım. Sonsuz yıldızların altında, inceden esen yeli ve izmir ruhunu düşünerek...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder