7 Ağustos 2014 Perşembe

Madalyonun diğer yüzü: Marka'lama

        Günümüz dünyasında küreselleşme olgusunu asla yadsıyamaz konuma geldik. İnsan kültürü, yüzyıllar boyu yaşanarak nasıl çoğalmışsa, bir o kadar da küreselleşme kavramı tartışılmaya başlandığından beri insanlığın ortak paylaşım gerçeğide çağlayarak çoğalmaya devam etmiştir. Küreselleşme kavramı ile birlikte markalarda hayatımızın vazgeçilmezi haline geldi. Eskiden olsa markasız olan bir şeyi kullanmak dürtüsü kolayca yerine geitirilebilirdi belki ama, bugün baktığımızda artık markasız bir ürün kullanmak fikri hiçte mantıklı gelmiyor. Çünkü insanlar markaların verdiği güvenle kullandığı üründen memnunluk duymak istiyor. Güvende hissettiğinden daha fazlasını düşünmek istemiyor. 
        Marka güvencesinin verdiği rahatlık insanların tüketim davranışlarını da haliyle etkiliyor. Bu yazıyı yazmamdaki amaç ismini vermeyeceğim ünlü bir markaya şikayetim ile ilgilidir. Marka güvencesi ile düşünmek istemediğim kaliteli mi kalitesiz mi? İkilemini, gönül rahatlığıyla satın alma eylemine dönüştürmenin vermiş olduğu pişmanlıkla da alakalıdır bu yazı. İşin neresinden bakarsanız bakın şikayetimin yazıya dökülmüş hali işte. 
        Kendime büyük bir ders olduğunu düşündüğüm bir şey var, marka kullan ama satın alırken bilinçli davran! Bilinirliği yüksek bir markanın mağazasından bir ay önce aldığım bir şortun renginin solması markaya olan güvenimi sarsması bir yana, şikayetimi dile getirmek için geri gittiğimde karşılaştığım ilgisizlik bendeki güven duygusunun yok olmasını daha da hızlandırdı. 
        Markalar çoğu zaman 'müşteri velinimetimizdir' yaklaşımı ile hareket ederler ya da biz öyle olduğunu düşünürüz. Ne de olsa markadır bize satın alma dürtümüzü harekete geçirip hızlandıran, güvenmişizdir ve fiyatına bakmaksızın almışızdır. Peki ya marka adı altında satılan bir yan ürünler varsa? İşte tamda böyle bir şey başıma geldi. zaten rengi solan şortumun 1ayda kullanılamaz hale gelmesinden anlamış olmalıydım. 
        Bir aylık kullanım, mağazanın ilgisizliği, ürünün kalitesizliği, güven kaybı ve en sonda kullanımınızdan kaynaklı sorun var diyerek geçiştirme. Marka kullan ama satın alırken bilinçli davran! Felsefesini bende ders olarak beynimin bir köşesine yer aldırttı. 
        Artık markalı ya da markasız bir mağazaya giderken ürünün fiyatından, kumaş yapısına, kullanım açıklamasından, satıcının verdiği doğrulayıcı bilgilere değin bir çok şeyi ince eleyip sık dokuyarak karar alırken dahada dikkatli davranmaya çalışıyorum.Size de tavsiyem marka deyip bilinçsiz alışveriş yapmamanız. Sonuçta marka diyerek satılan ürünün marka bile olmamış olması üzerine kandırılmışlık hissi pekte hoş olmayan bir şey. Marka mı, markasızlık mı? İkileminde Bakılması gereken insana sağlanan faydadır. Yoksa insana fayda sağlamayan bir markayı niye tercih edelim ki?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder