15 Ocak 2015 Perşembe

Tarihe not düşmek

Yazmak fikri güzeldir, diyoruz ya, hep biz yazanlar. Bazen de hiç güzel bir şey değildir, bu, biz tarafından yazılan tüm satırlar. İddia eder tarihe not düşeceğimizi sanırız, hem bembeyaz sayfalara dökülen tüm satırlar tarih midir ki? İddia edip duruyoruz.
 
Ah, yazarlık heveslisinde olan sevgili blogger, yazmışsın üç beş kelime, moda deyimlere sığınıp bir de demişsin ki kendine, ben blogger’ım. Hadi canım, derler. Ama, yok inatçısın, inanmışsın bir kere ve tarihe not düşeceksin, peki neyin tarihini?

Sorular ve yine sorular.  Sahi, tarihe not düşülen şey nedir? İnsanlık var olduğu günden bu yana tarihle iç içe yaşamaya devam ediyor , farkında mı bilinmez, farkında olanlara da haksızlık edilmez.  İşin içerisinde mutlaka tarihin bir parçasının olduğu kesin. Kim yadsıyabilir ki zaten. 

Tarihin bir parçası olan insanlık tarihi yazmaya devam ederken, aklıma takılanlar oldu, size de sorayım dedim. Çok bir şey değil sanırım.

 Başta belirttik, biz yazanlar, yazmaya devam edenler, yazmak fikrinin güzel olduğundan dem vururuz. Şimdi, bu işin ne kadar iyi bir şey olduğunu size sorduğum sorularla anlatabilirim, gerisini varın siz düşünün. Sonra ekledik, yazmak fikrinin güzel olması bir yana, hiç güzel olmayan da bir şey, bunu nasıl açıklayacağız? Eh, soruları boşuna sormadık, iş çıkardık akşam akşam. 

İşte, bu da yazmanın hiç de güzel olmayan bir diğer yönü.  Bazen sorulara cevap bulamadığınız da yazmaya koşarsınız. Yazdıkça yazası gelir insanın. Sonra bir bakmışsınız moda deyimle bir blogger’ın tarihe not düşme heyecanı başlamış. Çıkın işin içinden çıkabilirseniz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder