19 Şubat 2015 Perşembe

Yazamamak

Bu hafta yazacağım çok şey vardı aslında. Okuduğum kitaplardan, yeni keşfettiğim mekanlara, hatta önerilerimin olacağı bir listeye kadar sizlere yenilikler sunmayı planlamıştım. 

 Gel gelelim Türkiye'de her an herşeyin olabileceğini hesaba katarak hazırlıklı olmanız gerek. Nitekim öyle de oldu. Tüm planlar bir yana, yazmak dahi istemiyorum. Yazmak istemeyişimin   Nedeninini, siz de, çok iyi biliyorsunuz aslında. 

 Daha önceki yazılarımda burasının Türkiye olduğundan bahsederek, bir nevi içimizi rahatlatma çabasına girmiştik. Ne de olsa bu deyime bir yerlerden hepimiz aşinaydık. 

Ancak, bu deyim neden hep aşina olduğumuz talihsiz olaylarla özdeşleştirilsin ki? Ama alışmıştık bir kere.. Ne olursa olsun, bir de her koyun kendi bacağından asılınca, geriye  söylemlerden öte bir şey kalmıyordu zaten. 

Yazmak istemiyorum! Yazmayacağım! Ülkemizin son zamanlarda geçirmekte olduğu toplumsal travmaları bir düşünün yeter. Hatta Düşünsem de, tek başıma çözüm asla üretemeyeceğim demezseniz ayrıca yeter. 

En azından her birey üzerine düşen sorumluluk bilincini, aklının bir köşesine çıkmayacak şekilde not ederse.. Belki o zaman dediklerimizin bir değeri olacaktır. Çünkü, o kadar çok yazılıp çizildi ki, Artık diyeceğim söz bile kalmadı. Özgecan için, daha neler anlatılırdı da.. Yeter! içim acıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder