19 Mart 2015 Perşembe

Sanatın hayata dokunan gerçekliği

Bir toplumun gelişmiş olmasını nasıl anlarsınız diye sorsam size? Vereceğiniz yanıtlardan biri, ekonomik gelişme, olur muydu?  Benim olurdu. Fakat, salt ekonomik gelişmenin eksik kalacağını düşünerek artı değerlerin çeşitliliğini de derinlemesine şöyle bir değerlendirir ve çözüm yollarını arardım.


Ne de olsa söz konusu olan toplumsal gelişim ve ince elenip sık dokunulması gereken bir durum. Peki, ekonomik göstergeler toplum gelişimin de eksik kalacaksa, gelişimi ne tamamlayacak? Aslında cevap çok basit ve en az ekonomi kadar hayati öneme sahip.


İki paragraf boyunca anlatmaya çalıştığım aslında şu, eknominin toplumsal gelişime katkısının yanında, sanatın varlığının etkileyiciği ve yeniliklere açılabilen penceresinin tartışılması.


Somutlaştırırsak, ekonomik gelişimin toplumsal gelişimde çekici unsur olmasının yanı sıra, bunun da ötesinde çekici olan bir yaratıcı fikir unsuru olduğunu göreceksiniz. Bugün, kullandığımız apple ya da samsung cep telefonlarından tutun, bindiğimiz mercedesbmwarabalarına kadar onca şeyin temeli yaratıcı fikrin öncülüğünde gerçekleştirilmiştir.


Demek ki, ekonomik ve diğer gelişimleri sağlayan en temel yapı taşı her şeyden önce yaratıcı fikir. Gelecek yüzyıla damgasını vuracak belki de ekonomiden de öte en iyi farklılık göstergesi bu.


Peki, gelelim Yaratıcı fikrin beslenmesinde ve farklılaşmasında ki etkene, böylece esas konuya değinerek yazımızı da sonlandıralım. Yaratıcı fikri besleyen ve estetik bakış açısını katan nedir? Sanat.


İnsanlık varolageldiği günden bu yana kendini ifade edebilmenin yöntemlerini düşünürken hep sanatı kullandı. Sanat bir nevi yaşamın anlamı oldu ve sanatla yeşeren fikirler insanlığın tutunabileceği bir dal metaforunu oluşturdu.  


Sanatın insanlığı ifade eden estetikliğiyüzyıllardır yaşamın farklı açılardan yorumlanmasına sebep oluyor. Günümüzde bu hala geçerli ve geçerli olmaya devam edecek. Çünkü, sanatın ifade biçimi bireyin özgünlüğü ile de ilişkilidir.


Ekonomiden sanata, yaratıcı fikrin beslenmesinden, toplumsal gelişime kadar bir çok şeyden  şöyleştik. Fakat şunu söylemedik: Her yazının bir çıkış noktası oluyor. Yani Mutlaka hayatın bir kesitinden.


Geçen haftalarda İzmir'de başlayan 22. Avrupa jazz festivali konserlerinde ki izlenimim işte tüm anlattıklarımı bir arada düşünmeme sebep oldu ve sanatın hayata dokunuşunu fazlasıylabir kez daha duyumsadım. Estetik dokunuşlar hayatı renklendirirken sanki yaratıcı fikirlere deönayak oluyor. Müziğin tınısı hayatı bir yerden yakalayıp işin içine hemencecik dahiloluveriyor.


Hayatta zaten büyük karmaşanın uyumlanmasıyla anlamını bulmuyor mu? Sanırım sözü çok uzattık. Diyeceğim, 22. Kez düzenlenen bir festival 22 mart'a kadar devam ediyor. Hala gitmeyeniniz varsa, mutlaka gitsin ve sanatın gerçekliğine tanıklık etsin.

 

Böylece, toplumsal gelişimde büyük rolü olan sanatın özgün yapısını bir kez daha yaşayabilecek ve yaratıcılığınıza zengin bir bakış açısı katabileceksinizdir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder