12 Mart 2015 Perşembe

Yok olmaya yüz tutabiliriz

İletişim teknolojisi hızla ilerlerken, kayda değer gelişimlere kulak kabartmamız gerekiyor. Şayet, kulak kabartmayı geçtim, görmezlikten bile gelecek olsak bu yeni akım bir şekilde sizi yok olmaya yüz tutturabilir. Nasıl mı? Hemen şöyle örneklendirelim. 

İnternet denilen keşfin iletişimde odak noktası olmasıyla,hızla yayılan yapısının dikkat çekiciliği öğrenilen yeni davranışları beraberinde getirdi. Yani Öğrendiklerimiz uzun yıllardır deneyimlediklerimizin bir ürünü. Bu odak iletişim teknolojisini insanlık çok sevmiş olmalı ki, artık iletişimin en ileri boyutu dijital ekranlarımıza bakmadan günümüzü geçiremiyoruz. Deyim yerindeyse dijital ekranlarımızla yatıp dijital ekranlarımızla kalkıyoruz. 

İyi ya da kötü bunlar kişiye göre değişen göreceli kavramlar ama yabana atılacak düşünceler de değil. Neyse, işin iyisini kötüsünü ilerleyen yazılara saklayalım ve Yazının başında belirttiğimiz yok olmaya yüz tutmak fikrini şöyle bir değerlendirelim. Özellikle ülkemizde ki son bir gelişmeden  örnek vererek. 
Gazete, dergi ya da kitap okuma alışkanlıklarınız ne derecededir bilmiyorum. Fakat yakından takip ettiğim gazete ve dergilerin ve hatta kitapların gelişen ve değişen dünyada bir takım yenilikler yaparak yoluna devam etmek zorunluluğu son zamanlarda özellikle göze çarpıyor. 

Mesela Cumhuriyet gazetesi, Türkiye cumhuriyeti ile yaşıt yazılı basının simge markası. 90 yılı aşan deneyimi ile her gün okuyucusunun karşısına çıkmayı sürdürürken, 8 mart 2015 günü yeni bir atılımla okuyucularını selamlamak ihtiyacını duydu. Peki, neydi bu yeniliklerin ardındakiler?

 İletişim teknolojisinin odağı internet  ile birlikte yeni davranışlar öğretirken yenilikleri geliştirip çeşitlendirdi de. Ve bakıyorsunuz günümüzde gazeteler okunmamaya başlanmış. Nasıl yani? Bir tık kadar yakınımızda olan haberleri  hızlıca ekran akışımıza alıyoruz da ondan. Bu durumda gazete almanın ne manası kalıyor? Hele ki, saatlerce okunan yazıların zaman almasını da hesaba katarsak, ohoo. Çok iş gibi gözüküyor. 

Ama durun, yazının başına sizi bir kez daha götürmeliyim. İnternet teknolojisi ile gelişen yeni akım görmezlikten gelinemez, yoksa hepimiz yok olmaya yüz tutabiliriz! Şimdi burayı bir kez daha yineleyerek, tekrar tekrar düşünelim. Blog dünyası varolduğu günden bu yana yazılıp çiziliyor buna bir de sosyal medya olgusunun karmaşıklığını katarsanız, işin içerisinden çıkmak zorlaşacaktır elbet. 

Cumhuriyet gazetesinin gelişen ve değişen şartlara uyum sağlamak zorunluluğu dijital ekranlara karşılık daha iyi bir alternatifi geleneksel alışkanlıklarla pekiştirmek için atılım yapmış olabilir mi? tabi ki de olur. 
Görülüyor ki, zamanla sunulan teknolojik fırsatlardan yararlanılması kaçınılmaz. Anlatılmak istenilenlerin daha kalıcı olabilmesi için söylemleri neredeyse cımbızlamaksa artık vazgeçilmez. Hele ki bir de görsel dünyanın akılda kalıcılığı ayrıca  katladığı düşünülürse. Yapılacak daha çok iş var desenize.  Ne de olsa teknoloji yerinde duracak değil. Söz konusu Cumhuriyet gazetesi olsa bile.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder