16 Nisan 2015 Perşembe

Bilgiyi nasıl kullanacağız sorunsalı

İpad’imi açarak, haftalık gündem konumu yazmak için derinlemesine düşünmeye başlıyorum. Bir yanımda sol üst köşe ekranının hemen ardında ki internet varlığına dair işaret olan üç tik, diğer yanımda ise sosyal medya hesaplarımın hızlıca akıp giden olağan bildirimlerinin fark edilemeyen yansıları beliriyor..


Ne büyük bir teknolojidir ki, tüm dünyanın parmaklarımın ucunda olduğunu hissediyorum. Hatta öyle alışılası ki, her şeyi ayaklarıma kadar getirebilecek de güçte. İşte bu düşünüşlerin ardından İpad’im den yazı yazmamam için hiçbir sebebim yok.


Böyle bir durumda zaten yazmaya da çoktan başlamış oluyorum. Bakınüç beş dakika içerisinde satırlar satırları takip etti ve tam da günümüz şartlarına uygun olağan hızda laf lafı açıverdi.. Yazımı, bitirir bitirmez indirdiğim yeni uygulamayla da dünyaya paylaştım mı, keyfime diyecek olmaz, herhalde az zamanda çok işleri işte şimdi başarmış olacağım.


Yediğim önüm de yemediğim arkam da misali, bir nevi bilgi paylaşımı da artık öyle değil mi? Yazıyorsunuz ‘google’a milyonlarca bilgi 1 dakikadan bile az sürede karşınıza çıkıveriyor. Seçin seçebildiğiniz kadar. Seçim sizin.


( Hay allah! Bakın yine söz uzayıp gitti.. Bu sefer oldu tamam diyorum! Bir de bakmışım daldan dala atlayarak birden fazla konuya değinivermişim. Söyleyecek nice sözüm olunca kendimi tutamıyorum. Kusuruma bakmayın. )


İpad’ime yeniden bakıyorum ve yazımın başına dönerek ne demek istediğime odaklanmaya çalışıyorum. Bir yandan internet bağlantısı nedeniyle İpad ekranından iletiler akmaya devam ediyor, tabi kim ne paylaşmış ve ne belirtmek istemiş kaçırıyorum. Kaçırmış olduğum için çok büyük bir eksiklikte hissetmiyorum açıkçası ve yazmaya devam ediyorum.


Dünyanın değişimi aklıma geliyor, şehirlerin, kültürlerin ve dillerin, hatta yazın hayatının..Değişimin kaçınılmazlığı geliyor sonra ve bir yerden bu işi kavramamız gerekliliği. Canım sıkılıyor. İpad’i bir köşeye bırakıp kendimi dijital dünya ileti akışından kurtarmaya çalışıyorum. Günlük gazetemi okuyorum. Tabi bir yandan haftalık yazımı yetiştirme telaşı sarıyor.


Okurken, zamanın epey ilerlediğini fark ederek, yeniden yazmaya koyuluyorum. İpad sol üst köşe internet varlığı ibaresi üç tik ve iletiler hızla akmaya devam ederken, artık başımı döndürüyor, çünkü yetiştirmem gereken bir yazım var. Bir an internetin eseri sosyal medyadan aldığım bilgi fazlalığının beynimi karmaşaya yönelttiğini anlıyorum. Sosyal medya diyipgeçmeyin, her birey günlük ya da haftalık fazlasıyla bir bilgi paylaşımında bulunuyor. Öyle ki, doğruluk payının tartışmalı olduğu iletiler karmaşaya körükle gidilmesini sağlayabiliyor. Ve her an her şey manipüle edilir hale gelebiliyor.  


Diyeceksiniz ki, günümüz çağı bilgi çağı. Doğru. Bizler bilgi çağında deyim yerinde ise bilgi patlaması yaşayan kuşaklarız. Mühim konu ise hangi bilgiyi, nasıl kullandığınız ile alakalı bir durum. Bilgi karmaşası yaratan onca veri akışı içerisinde kendinize uygun en iyi bilgiyi alıp hayatınıza uygulayamazsanız. Bunu da almalıyım” dediğiniz işinize yaramayan binlercesi bilgi, bir anda çöpe gidecektir.


Yazımı sonlandırmaya çalışıyorum fakat İpad’in bilgi akışı sonlanacak gibi değil. Bu arada internet 23 yaşına girmiş. 23 yıl da ne çok şey değiştirdi değil mi? Neyse, ileti akışlarım, uygulamalarım ve daha nicesine selamlarla. Bu haftalıkta bu kadar.

 

Not: Günümüzde hangi bilgiyi seçeceğimiz artık çok önemli. Seçtiğimiz bilgilerin nasıl kullanılacağı ise bireysel bir yorumlama şekli ile alakalıdır. Yani diyeceğim şu ki, b-ilgi önce ilgi gerektirir. Bilginin peşinden koşmaktan vazgeçmeyenlere de selamlar.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder