5 Haziran 2015 Cuma

Sosyalleşme biçimlerimiz 2

Günümüz sosyalleşme biçimlerine dair gözlemleri, düşünüşleri geçen hafta kaldığımız yerden devam ettirelim. Bakalım bu hafta neler çıkacak. Yazıya giriş yapmadan hemen belirtmekte fayda var. Perşembe günü paylaşım yapmam gereken yazımı, elimde olmayan sebeplerden ötürü yayınlayamadım. Anlayışla karşılayacağınızı bilsem de, yine de belirtmeyi yararlı buluyorum. 

Gelelim konumuza. Geçen hafta, sosyalleşme biçimlerinin ilk sırasına sosyal medyayı koymuştuk. Hatta, olmazsa olmazlarımız arasındadır demiştik. Katılırsınız, katılmazsınız ama bu olgu gelecekte de gelişmeye devam edecek gibi duruyor. Yani, şimdiden bu konuları tartışarak sosyalleşme biçimlerimizi anlamlandırmaya çalışmak oldukça faydalı. 

Tanım olarak da sosyalleşmek, bireyin kendini ifade etmesi ile yakından ilişkilidir. Bu durumda geçmişten günümüze çok çeşitli, sosyalleşme biçimlerinin olduğunu zaten biliyoruz. Bugün, ikinci konumuz sosyal medyanın biraz daha ötesinde. İnsanlarla bir araya gelme, ortak paylaşım alanları ile ilgili. 

Demek istediğim şu: Kültürden sanata, alışverişten, eğlence merkezlerine ve buluşma noktalarına kadar, vakit harcamaktan memnuniyet duyduğumuz “alışveriş merkezleri”.

İhtiyacımız olan, ayakkabı, kıyafet, yiyecek, eğlence, kültür, sanat faaliyetleri vb. artık neredeyse alışveriş merkezlerinde toplanmaya başlamış ve tıpkı sosyal medya araçları gibi alışveriş merkezleri de insanların burada yoğunlaşmasını sağlamıştır. Bir nevi olmazsa olmazlar arasına girmeye çoktan aday olmuş bir olgudur.

Günümüz şartlarını şöyle bir değerlendirecek olursak, boşa harcayacak bir dakikamız bile olmadığını göreceğiz. Bu durumda, insanların ihtiyaçlarını en basit ve kolay yoldan karşılayabileceği, karşılarken insanlarla karşılaşabileceği, üzerinde etkileşime geçerken sosyalleşebileceği bir ortamın, vazgeçilmezler arasına girmeye başlamasını iyi değerlendirmek gerekiyor. 

Buraya kadar, rasyonel değerlendirmelerimizi yaptık. Rasyonel değerlendirmelerde günümüz şartlarında ki, zaman, mekan olgusunu değerlendirdik ve mantıklı açıklamaları dile getirdik. Peki ya, tartışma götüren yaklaşımlara ne diyeceğiz. İşte şimdilik bunu konu edinmiyorum. Sadece, değişen şartlarda geldiğimiz konumu değerlendirmeye çalışıyorum. 

Hem, insanların göstergelerdeki, eğilimlerini kim yadsıyabilir ki.. sonuç yine şuraya çıkıyor. Özellikle, tüm hafta boyunca iş yorgunluğu yaşayan büyük çoğunluk, hafta sonu tatillerinde vakit geçirmek istedikleri alanlar istiyorlar. Kişisel ihtiyaçlarının minimumdan, maksimuma kadar karşılayabileceği mekan, alışveriş merkezleri olunca. Tüm olasılıklar bir meydan da toplanmaya doğru evriliyor. İzmir’den örnek verecek olursak, Agora, Forum Bornova, Optimum vb. sosyalleşme mekanlarına en büyük örneklerini gösteriyor. 

Şöyle bir kalabalığa bakacak olsanız. Ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Bu durumda, sosyal medya olgusunu da işin içerisine dahil edelim mi? edelim. Sosyalleşmek adına toplanma mekanlarımız haline gelen alışveriş merkezlerinde; sosyal medya yardımı ile paylaştığımız iletiler bize fazlası ile etkileşim kurma olanağı sağlamıyor mu? :)

Sosyalleşme biçimlerimiz böylece, Sanal meydan da toplanan insanları, gerçeklikte alışveriş merkezi meydanlarında vücut buluyor. 

Bu konu hakkında yazmaya devam edeceğim.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder