2 Temmuz 2015 Perşembe

Değişimin kaçınılmazlığı



Değişim iyi midir, kötü müdür?  Yanıtlaması zor bir soru. İşin neresinden tutsanız ayrı bir boyut kazanacaktır. İnsanlık tarihi de göstermiştir ki, Yüzyıllardır değişimin ne anlama geldiğini çözümlemeye çalışmakla geçmiştir. Bunun için okumuş, yazmış, araştırmıştır. Ayrıca, Kimsenin yadsıyamayacağı ortak nokta ise, değişimden kaçınılamayacağıdır

Bu durumda, değişimden kaçınılamayacağı olgusunda, iyisi ya da kötüsü diye bir şey de yoktur. Yine de sorumuzu sormaktan da geri kalmıyoruz. Ardından İyi diyenler, kötü diyenler, kararsız kalanlar geliyor.. 

Sahi değişim size neyi ifade ediyor? Akıp giden zamanı mı? yani, dakikayı, saati, günü, haftayı, ayı, yılı, yüzyılı, binyılı ve dahasını mı.. Belki de kabul edilebilir. Ama sizce yeterli midir? Hiç sanmam.

Değişim insanlığı, kıyısından köşesinden de olsa mutlaka yakalar ve farkında olmadan içine çeker. Mühim konu değişimin nasıl gerçekleştiğini,  değişimden önce fark etmekle değerlileşiyor. 

Bir de şu var. Günümüz koşullarındaki baş döndürücü hız, her zamankine benzemeyen cinsten hayatımızın ortasına gelip çoktan yerleşti. Öyle ki, hayatın devinimini anlayana kadar -daha özümseyemeden yani- bir yenisi ayrıca eklenince kafamız hepten karışıyor gibi geliyor bana.

Kafa karışıklıklarının da etkisi ile değişime yeniden şöyle bir göz gezdirecek olursak. Yine söyleyeceğimiz şey. Kaçınılmazlığı olacak. Ne kadar garip değil mi? Hayatın devamlılığı için de olmazsa olmazlardan. O derece. 

Aslında değinmek istediklerim. 4 yazıdan oluşan yazı dizisinde gözlemlediklerime, yani değişimi yaşadığımız şu günlere eleştiri getirmekti. Lakin, öyle şey ki şu değişim meselesi. Yazdıkça yazası geliyor insanın. Yine almış başını giden satırlarla karşı karşıyayız. Ne kadar kısaltmaya çalışsam da elimden ancak bu kadarı geliyor. Düşünün ki en kısa haliyle yazımı kaleme alıyorum. 

Sosyalleşme biçimlerimiz, belki de değişimi en çok hissettiğimiz yaşam şeklimizdir. Nedeni, insanlarla topluluk içerisinde bir araya gelmemiz. İster istemez birbirimizden etkileniyor ve etkileşime geçiyoruz. Yeniliklerde böylece ortaya çıkabilme fırsatını yakalayabiliyor. 

Gel gelelim güzellemeler yaparak da yenilikler ne yazık ki gelmiyor. Diyeceğim şu. Sosyal medya, alış veriş merkezleri, cafe – restaurant, oyun vb.. bunlar 4 yazıda özetlediklerimiz. Hepsinin olumlu yanları bir yana. 

Tüm bunların etkin ve verimli olabilmesini tartışmak amacım. Yani çağımıza uygun yapısıyla. Bilginin peşinden koşmak. Ne kadar çok bilgi o kadar çok getiri demek değil mi? adına bilgi çağı demedik mi? o halde bilgi, bilgi, bilgi. Okumak, okumak, okumak. Yazmak, yazmak, yazmak. Ve durmadan harekete geçmek. 

İşte o zaman. Değişimi algılayabileceğimiz bir şeyler mutlaka olacaktır. İyisi mi, kötüsü mü. Adına ne derseniz deyin. Değişimin kaçınılmazlığını unutmadan tabi.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder