20 Ağustos 2015 Perşembe

Yaşamak Ciddiyettir



Yaşamak ciddiyettir. Sevgidir. Heyecandır. Paylaşmaktır. İnsan olmaktır. İnsanca duyguların yaşandığı, sürekliliktir. Yaşamak şakaya gelmez! Tıpkı, zaman gibi, akıp gider de farkına bile varamaz insan, yaşamının o ince çizgisindeki seyre. Ya sonra ne olur? 

Bir an dalıp gider. 

Düşünceler denizinde çırpınır. Hayat mücadelesinde bulur kendini. Mücadele çetindir. Ama pes etmek yoktur. Çünkü yaşamak güzel şeydir. Bilir insan. 

Bildiğinden yaşamak ciddiyetine sıkıca sarılır. Yaşamdan mümkün olduğunca zevk almaya bakar. Sonra, Bir dakikanın önemini fark eder. 

Nefes alış nefes veriş gibi, işte bu kadar basit. 

Bunca anlatı, bunca yazım yaşamayı anlatmaya ne kadar yeterlidir bilemem. Bildiğim, herkesin yaşamaya değer hayata sahip olduğu. Ne eksiği ne fazlası, ama yeteri kadarı.

Yaşamak ciddiyetinin farkına varmak meselesini bir Nazım şiiri ile noktalayalım.. Çünkü yaşamak, ciddiyet kadar, fark edebilmektir de..

Yaşamak şakaya gelmez,
büyük bir ciddiyetle yaşayacaksın
                       bir sincap gibi mesela,
yani, yaşamanın dışında ve ötesinde hiçbir şey beklemeden,
                       yani bütün işin gücün yaşamak olacak.
Yaşamayı ciddiye alacaksın,
yani o derecede, öylesine ki,
mesela, kolların bağlı arkadan, sırtın duvarda,
yahut kocaman gözlüklerin,
                        beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
                                    insanlar için ölebileceksin,
                        hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
                        hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
                        hem de en güzel en gerçek şeyin
                                      yaşamak olduğunu bildiğin halde.
Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,
yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,
           hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,
           ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,
                                      yaşamak yanı ağır bastığından





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder