21 Ekim 2015 Çarşamba

Lawrence kohlberg
Ahlaki Gelişim Kuramı
İnsanlık antik çağlardan bugüne mutlu yaşamanın sırlarını bulmaya çalışırken, bir yandan da erdemli ve ahlaklı olabilmenin yöntemlerini tartışmaktadır. Ahlak, filozofların yanı sıra pedagoji, sosyoloji, hukuk, psikoloji gibi bir çok farklı bilim dalının da önemli bir araştırma konusunu oluşturur. kavram olarak ahlak sıklıkla tartışılan bir konu olsa da günümüz de hala kesin tanımının yapılamayabileceği üzerinde durulmaktadır. Ancak her türlü tartışmaya karşın herkesin anlaştığı bir ortak kanı mevuttur. Ahlak, toplumlar ve toplumsal yaşamın devamlılığı için önemlidir. (Nermin Çiftçi, 2010)
Ahlak kavramına ilişkin tanımlamalar, bireysel ve toplumsal ahlak kavramlarını da beraberinde getirmektedir. Bireysel ahlak,  kişisinin kendi tercihleri doğrultusunda ahlaki değer ve davranışlarına göre şekillenebilirken, toplumsal ahlakta insan gruplarının üzerinde uzlaştığı ve ortak kabulün sağlandığı ahlaki normlar ve ilkeler bütünüdür demek doğrudur. (Nermin çiftçi, 2010)
Ahlak’a kuramsal açıdan bakıldığında ise, Piaget ve Kohlberg’in çalışmaları ön plana çıkmaktadır. Piaget, araştırmalarını çocukları gözleyerek gerçekleştirmiş ve geliştirdiği hikaye yöntemleri ile çocukların nasıl akıl yürütebildiğini çıkarsamaya çalışmıştır. Bu alanda yapmış olduğu çalışmalar ahlaki manada gelişimin ilk kuramsal çalışmalarının temelini oluşturmuştur. Ve çocukların doğru ve yanlışa ilişkin yargılarının yaşlarına bağlı olarak değiştiğini gözlemlemiştir. (Yıldız, sy:215) Böylece erken dönemde “dış kurallara bağlılık” evresinde olan çocukların, ahlaki çıkarımları yetişkinlerin etkisindedir. Zamanla dış kurallara bağlılık “özerk döneme” doğru gelişim gösterir ve çocukların değerlendirmeleri görelilik kazanmaya başlar. Kişide heterenom ahlaktan otonom özerk ahlaka geçişte bilişsel olgunlaşma ve sosyal deneyimlerin rol oynadığı düşünülmektedir. 
Piaget’in görüşlerini temel alarak geliştiren, çocukta ahlak gelişimi üzerine yaygın kabul gören ve birçok çalışmaya kaynaklık etmiş olan diğer kuramcı kohlberg’e göre, ahlak gelişimi için bilişsel gelişim zorunludur.   Bilişsel bir yetenek olan ahlak, bireyin kendisinin belirlediği ve aynı zamanda evrensel ilkelerle örtüşen düzeydeki ilkelere göre yargıda bulunduğu, karar alma ve bu doğrultuda davranabilme yeteneğidir. Çocuklar bilişsel yönden geliştikçe ahlaki gelişim aşamaları da belirli bir sıra izlenerek ilerler. Ancak, birey karşı karşıya kaldığı bir durum hakkında ahlaki yargıda bulunurken bir ikilem içerisindedir ve bu ikilemlere verilen tepkiler sonucunda birey giderek kendi ahlak anlayışını oluşturmaya başlar. (Yıldız, sy:220)
Bunların yanı sıra, Kohlberg ahlaki gelişim kuramında, gelişimi üç büyük düzey içerisinde ele almaktadır. Düzeyler içerisinde yer alan ve hiyerarşik bir sıra izleyen dönemlerin her birinde yeni bir zihinsel örgütlenme, buna bağlı olarak farklı bir dünyaya bakış açısı ortaya çıkmaktadır. Kohlberg tıpkı piaget gibi gelişim düzeylerini belirlerken ahlaki değerlendirmeler yapılmasını sağlayan hikayelerden yararlanır. Öyküler verildikten sonra öyküde anlatılan duruma ilişkin bir karar verilmesi istenilir. Kararın doğru ya da yanlış olması üzerinde durulmamaktadır. Önemli olan, bireyin öyküde anlatılan soruna çözüm bulurken kullandığı dayanak noktaları ve yaptığı değerlendirmelerdir. Verilen kararın dayanakları, bireyin içinde bulunduğu ahlaki gelişim düzeyine yönelik ipuçları verir.  
Kohlberg, geliştirdiği kuramın evrelerindeki yaklaşımında bazı temel özellikleri de dikkate almıştır. Bu evrelerde dikkate aldığı değerler şunlardır,
-Her evre farklı düşünme biçimlerini içerir
-Evreler birbirini izleyen ardışık bir yapı içerisindedir. 
-Evreler bireysel gelişimde değişmez bir sıra ya da düzen oluşturur. 
 ( www. insanokur.org)

Kohlberg’in kuramsal olarak geliştirdiği düzey ve evreler 

1) Gelenek öncesi düzey: Bu düzeydeki ahlaki gelişime sahip olan birey, cezadan kaçınmak ya da ödül sahibi olabilmek için kurallara uymak zorundadır. Dışa bağımlılık ve fiziksel sonuçlar önemlidir. Kişi gereksinimleri ön plandadır. Kurallara cezalandırılmamak için uyulmaktadır. 

1. Evre: İtaat ve ceza eğilimi,

 bu evrede otoriteye uymuş olmak temel güdülerden bir tanesidir. Örneğin kırmızı ışıkta geçersen polis ceza yazar dendiğinde ceza yememek için kurallara uyulur. 

2. Evre: Saf çıkarcı eğilim 

Bu evrede birey karşılıklık ilkesi ile hareket eder. Sen bana yardım edersen ben de sana yardım ederim yaklaşımı mevcuttur. Temel güdü kişisel gereksinimlerin doyurulmasıdır. 

2) Geleneksel düzey:   bu düzeyde birey içerisinde bulunduğu aile, okul, toplum gibi sistemlerin gereksinimlerini ve beklentilerini dikkate almaktadır. Sosyal onay alabilmek bu düzeydeki birey için oldukça önemlidir. 

3. Evre: İyi çocuk eğilimi 
Bu evredeki bireyler, anne babası, öğretmenleri veya arkadaşlarının istediği biçimde davrandığında takdir göreceğini düşündüğü evredir. Sosyal kabul ve onay ön plandadır. 

4. Evre: Kanun ve düzen eğilimi

Kabul gören kuralların varlığı dikkat çekmeye başlamaktadır. Kurala sadece kural olduğu ve kuralların önemsenmesi dolayısı ile uyulması söz konusudur. Temel güdü ise toplumsal düzeni sağlamak üzerine kuruludur. 

3) Gelenek sonrası düzey: Kohlberg’in kuramındaki en üst düzeydir. Buraya ulaşan bireyin ilkeli ahlak düzeyine ulaştığı kabul edilir. Sosyal sözleşme ve evrensel ilkeler kendini hissettirmektedir. İnsanlara ters düşen kuralların ve uygulanabilirliğin ters düşmesi konumunda sorgulanabilir olmaya açık durumdadır. Bu düzeye ulaşabilenler insanlık adına ideallerini gerçekleştirmek isteyenlerin buna kendini adadıkları söylenebilmektedir. 

5. Evre: Kontrat ve yasaya uygunluk eğilimi 

Bu evrede doğruluk, insan hakları ve toplum yararı gözetilir. 

6. Evrensel ahlak ilkeleri eğilimi 

Tüm insanlığın eşit olduğu varsayımından yola çıkılarak bireyin kendi ahlak ilkelerinin başkalarından bağımsız olarak geliştiği kabul edilmektedir. 

Kohlberg kuramına eleştiriler 

Kohlberg, 1970’li yıllara dek kuramı üzerinde çalışmaya devam etmiştir. Hatta üzerinde bir takım değişiklikler yaptığı da bilinmektedir. (Wikipedia)  Ancak dünya çapında kabul gören ve ahlaki gelişimde örnek olarak gösterilen kuramı yukarıdaki düzey ve evrelerden geçmektedir. 

Kohlberg’in geliştirmiş olduğu kuramlar her ne kadar günümüze dek ışık tutmuş olsa da tıpkı ahlak kavramındaki tartışmalar gibi, Kuram üzerindeki tartışmaları da beraberinde getirmiştir. Kohlberg’den sonra çalışmaları ile adından söz ettiren bilim adamlarından biri de yakın arkadaşlarından biri olan Lind’dır. Kohlberg’ie yönelttiği en büyük eleştiri, araştırmalarında yalnızca erkek cinsini seçmiş olmasıdır. Kohlberg’den sonra gelişen kuramlarda araştırmalara kadınları da katarak Kohlberg’in araştırmlarıa farklılık katmıştır. 






Kohlberg kuram hikaleri   

Öykü 1: ? Bir mahkum hırsızlık suçundan hapistedir. 10 yıla mahkum olmuştur, fakat birkaç sene sonra hapisten kaçar ve yeni bir şehre başka bir isim ile yerleşir. Sekiz sene yoğun bir şekilde çalışıp kendi işini kurmak için para biriktirir. Müşterilerine adil davranır, çalıştırdığı işçilere iyi para verir. Kazandığı paranın büyük bir kısmını da hayır kurumlarına yatırmaktadır. Ancak, birgün eski komşusu onun sekiz yıl önce polisten kaçan ve polisin aradığı adam olduğunu anlar.?

Komşu bu adamı polise ihbar etmeli midir? Etmemeli midir? Nedenleri ile açıklayınız?


Öykü 2: 
Bir işveren benzin istasyonu sahibidir. Kendisine yardımcı olacak bir ustaya ihtiyacı vardır. İyi ustalarda güç bulunmaktadır. Başvuranların içinden en iyisi bir çingenedir. İşveren çingenelere karşı önyargılı olmadığı halde, müşterilerinin birçoğu çingeneleri sevmediği için onu işe almaya çekinir.
Eğer bu çingene çalışmaya başlarsa müşterileri başka yerlerde iş yapmayı tercih edebilirler. Bu ne denle işveren, bu ustaya başkasını bulduğunu söylemeye karar verir. Ancak, bu Çingene kadar usta birisini bulamadığı için henüz kimseyi işe almamıştır.?
İşveren ne yapmalı? Çingeneyi işe almalı, almamalı? Tercihinizi nedenleri ile açıklayınız..

Öykü 3: “Bir kadın kanserden ölmek üzeredir ve onu kurtarabilmek için tıpta bilinen başka bir yöntem kalmamıştır. Doktor, kadının altı aylık bir ömrü kaldığını bilmektedir. Kadın çok zayıflamıştır. Biraz alabileceği ağrı kesici onu öldürebilecektir. Kadın acıdan deli gibidir. Sakin anlarında doktora kendisini öldürecek dozda morfin vermesi için yalvarır. Bu acıya daha fazla dayanamayacağını zaten birkaç ayı kaldığından ölmek istediğini söylemektedir.?
Doktor ne yapmalı? Morfin vermeli mi? Vermemeli mi ? Görüşünüzü nedenleri ile açıklayınız..
(www.insanokur.com)










Kaynakça 
1) Gelişim Psikolojisi, Yrd. Doç. Dr. Hatice Ergin – Yrd. Doç. Dr. Armağan yıldız, Nobel yayıncılık
2) Moral Development Reality beyond the theories of Kohlberg and Hoffman, John Gibbs, Sage Publications
3) Wikipedia
4) Lise Öğrencilerinin Yaşam Doyumlarının Ana Baba Tutumları ve Bazı Değişkenler Açısından İncelenmesi
5) www.insanokur.org
6) Examining Life Satisfaction Levels of High School Student in term of Parental Attitude and Some Variables
7) Üniversite Öğrencilerinin Ahlaki Yargı Yetenekleri ile Empati Becerileri Arasındaki İlişkinin İncelenmesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder