3 Aralık 2015 Perşembe

Adam gibi yaşamanın yollarını bulmak

Son zamanlarda, çevrenize şöyle bir göz atıp gelişmeleri derinlemesine değerlendireniniz var mı? Ne olup bittiğine dair; doğru dürüst tanım getirebilen ve onu çözüme kavuşturabilen peki? Her şeyi geçtim, geleceğinin nasıl olacağının fikrinin, hayalinin kırıntısı var mı? Sanmıyorum. Hepimiz tutturmuşuz bir türkü, "her koyun kendi bacağından asılır" mantığındayız. Ve ötesi ne yazık ki gelemiyor..

Olmuyor ya. Olamaz da zaten. Her koyun kendi bacağından asılacak olursa şayet, o talih, bir gün dönüp dolaşıp, ne yapar eder de, mutlaka kapımıza dayanır. Bir kere bunun bilincinde olmak gerekir. Aman canım! Çok abartıyorsun, kehanetin ne gereği var? "gül gibi geçinip gidiyoruz işte" diyorsanız da, diyebilecek ve hatta yazabilecek pek bir şeyim kalmıyor. 

Çoğu zaman, bu tip düşüncelerin akıntısına kapılıp yazmak fikrimden de vazgeçiyorum ya, demeyin gitsin.. Ama ilginçtir ki, -aramızda kalsın- her seferinde yeni bir direnci kendimde buluyorum. Daha da  Yazmak direncini.  Çözüme bir katkı sunabilecekse eğer bu direnç. Bir gün mutlaka, yazdıklarımdan çıkarımla, her koyun kendi bacağından asılır mantığından sıyrılınmasını istiyorum, o kadar. 

Bunları neden yazıyorum. Bir de bu meselemiz var. Aslında mesele basit, az da olsa farkındalık yaratmak için. Bu dünyada, coğrafyada, şehirde, toplumda, bireyde bunlarda yaşanıyor diyebilmenin gerçekliği için. Ve yaşamın kendiliğinden olan görülmemiş, duyulmamış, kıyı da köşede saklanan kesitlerinin ta kendisini gün yüzüne çıkartabilmek için..

Evet. Son zamanlarda çevrenize göz atıp, gelişmeler hakkında derinlemesine düşünenizin olup olmadığının merakıyla buralara dek geldik. Çünkü, gariptir, artık dünyada neler olduğuna dair anlam karmaşası yaşıyorum. Hele hele, Türkiye'de yaşayan bir birey olarak daha da fazlasıyla. 

Bu konuda yalnız olduğumu da düşünmüyorum; yığınla insan, eminim aynı düşünceleri paylaşıyoruz. Anlam karmaşası cümbüşünde, anlamsızca yaşayıp gidiyoruz. Hatta, bir çoğumuz anlamlandırmaya çalışmayı bile bıraktı.  Alın size, neden yazıyorum sorusuna bir cevap daha.

Türkiye'de yaşamak meselesine hiç girmiyorum bile. Biliyorum ki, bir kere açtık mı, içinden çıkılmaz bir hal alacak. Diyeceğim şu, elinden gelse bir kaşık suda birbirini boğacak olan karşıtlık, yeter. Daha kuracak hayellerimiz, gidilecek uzun yollarımız, yaşanacak aşklarımız, paylaşacak güzelliklerimiz var bizim. 

Bırakın da adam gibi yaşayabilmenin yollarını bulalım. Ama özgürce konuşup, tartışabilmek şartıyla. 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder