10 Aralık 2015 Perşembe

Aynı

Diyecek sözün tükendiği günlerden birindeyim yine. Canım ne yazmak istiyor, ne konuşup tartışmak, ne de herhangi bir fikir üretmek. Oturup öylece nefes almak istiyorum. İnsan olduğumun bilincine varmak ve yaşıyorum diyebilmek.. Sahi, kaçımız insanlığımıza dair bilincimizdeyiz.. Bunları yüzlerce kez dile getirmiş olmaktan artık sıkıldım. 

Hani,  işim başımdan aşkın, derler ya, aynen öyleyim. Ne, neden, nasıl, niçin sorularını oturtamaz durumdayım. Giderek sorgulamadan uzaklaşıyor, hayatın gerçekleri bunlar diyip; tüm olanlara karşın kanıksayıcı hale geliyorum. Haksız sayılmam. Çünkü buna çevre faktörü dahil. 

Çevre neyse, sizi de ona benzetmeye çalışıyor. Aynı müziği dinlemenizi, aynı televizyon kanalını izlemenizi, aynı gazeteyi okumanızı, aynı dergiyi almanızı, aynı evlerde yaşamanızı, aynılıkların çoğunluğunda gelişiminizi istiyor.

Karşı çıktığınızda garip kalıyor, Kendinize çeki düzen vermek ihtiyacını hissediyorsunuz. Bu sefer, kim ne der, derdine düşüp işin içinden çıkamaz hale geliyorsunuz. Bir an durup düşündükçe, Aynı olmanın mümkün olamayacağına karar verip, fikrin yaratıcılığında yelkenlere fora ediyorsunuz. Sonra,

Farklılıklarla birlikte yaşamanın ne demek olduğunu keşfetmek duygusu nüksediyor. Alıp başını uzaklara gidesin geliyor kısacası. Bir şartla tabi, İyiyi, güzeli, doğruyu bulabilmenin arayışında sevgilinin elinden tutmasının verdiği paylaşım hissiyatı ile..

Aynılaşmanın getirdiği fenalık üzerine bunca şey yazdım. Varın gerisini siz düşünün.  

 













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder