28 Ocak 2016 Perşembe

Aziz Sancar aklıma geldi

Yıl 1923. 29 Ekim. Türkiye cumhuriyetinin tarihe geçen kuruluş günü. Salt Türkiye cumhuriyetinin değil, modern bağlamda kurulan ulus devletlerin -hadi günümüze yakışır tanımla da söyleyelim- modern çağımızın bütünleşik toplumlarının da etkileyici dönüm noktası. Kuruluşumuza tarih perspektifinden bakılması gerektiği gibi bakılırsa ve gereken önem verilirse tabi.

Lakin, bu dönüm noktası gerçekten anlayabilene.. Türkiye cumhuriyeti bunu ne kadar anlayabildi, tarihi nasıl özümseyebildi, tartışılır. 

Bu yüzdendir ki, tartışma bile götürmez aşılması gerek pek çok temel konu var. Batılı toplumlar, -hep örnek olduğu üzere- yüzyıllara yayılan birikimleri dolayısı ile, bunu aşmayı başarabildiler.

Bizler de muasır medeniyet ideali ile dünya sahnesinde yerimizi almaya başlıyorduk.O zamanlar için.  Başlamadık desek yalan olur. Gerçi hala muasır medeniyet idealinde olduğunu iddia edenler de var. Garipsiyorum. Ne olduysa.. Zamanla.. Muasır medeniyetin de, yerinde yeller estirmeyi başardık. Tam oldu derken, yeniden başa sardık. Dön baba dönelim misali. 

İçinde bulunduğumuz şartları şöyle bir göz önünde bulundurun. Abartmadığımı göreceksiniz. 
Eğitimde, kültürde, sanatta, edebiyatta, şiirde, düşüncede, insanlarda, adalette, üniversitelerde, akıl almaz bir yozlaşma söz konusu..

Kuruluşun idealleri, bizi dünya sahnesinde yer almamızı sağlarken, dünya adına, insanlık adına bir umuttu. Aradan yıllar geçti, muasır medeniyetin örnek idealini tarihe yazacakken,  birbirimizi yeme tarihini yazmaya koyulduk.  Çeşitli sebepler tabi ki var.  Girmeyeceğim bile..

Birbirimizi yeme tarihinde neler ıskalamadık neler..  Demokrasiyi,  hukuku,  bilimi,  sanatı,  kültürü,  yaratıcılığı,  hayalleri,  bilgiyi,  teknolojiyi,  paylaşımı ve kalkınmayı..

Bir şeyin değerini bilmeyince hepsi birbirine giriyor işte.. Toplumca ıskaladıklarımız bir yana, bir de bunun farkına varamadıklarımız.. Hep daha iyisi olduğunu düşünürken.. Daha da kötüye gidişatımız. Unutulmamalı ki, ekonomik büyüklük, gelişmişlikle alakalı değildir. Iskaladıklarımız arasında en temel de oncası birikince, ileriye atılım gerçekleşmiyor. İşte buna da günü kurtarmak diyoruz..

Ballandıra ballandıra, bilgi toplumundan, küreselleşmeden, internet devriminden çağdaşlarımızın yaratıcılığından bahseder dururuz. Yine garipserim. Bunun için önce özgür olmanın, özgür düşünmenin, yaratıcı zihnin ve daha pek çoğunda eğitimin gerekliliğine ihtiyacımız var. Hatta belki de toplum olarak kemirgenlerden silkinmemize..

Hayır, anlı şanlı tarihimizden biraz ders çıkarsak, bakın görün bu toplumun biricik çocukları neler başaracak. Yeter ki, elinden tutun, yol verin, ileriye bakmasını sağlayın.İşte o zaman, bilgi çağının, internet devriminin, sanayi ötesi toplumlarının anlamı olacak..

Ah, Aziz Sancar, seninle tanışmak isterdim. Onca yazı yazdım, aklıma sen geldin şimdi.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder