28 Nisan 2016 Perşembe

En son yazıdan devamla

En son yazdığım yazıda bir Cumhuriyet gazetesi geleneğinden bahsetmiş ve sizden kısa bir süre için ricada bulunmuştum. Şimdi bakıyorum da "kısa bir ara yazısından beri" Neredeyse 2 aydır yazmamışım. Garip geliyor tabi. 2 yıl boyunca hiç aksatmadan iyi kötü yazdıklarınız ortadayken, bir anda yazacak konu bulamamak, nasıl gerçekleşiyor inanın bilmiyorum. 

Yorgunluk, yoğunluk, zamansızlık, karmaşa, hepsini bir araya getirdiğinizde, yazıya ayıracak vaktin kalmaması belki de doğal kalıyordur. Yine de el verdiğince, zihnin pırıltılarını yitirmeden, satırların birlikteliğine şahitliğini bir arada seyretmeye devam edeceğiz. 

Her şeyden çok, yazılanların bir idealin parçası olduğunu unutmadan tabi. 

***

"23 nisan neşe doluyor insan"


Çocukluğumuza dair hatırladıklarımız arasında, "23 nisan kutlu olsun" diye başlayan, ardından "neşe doluyor insan" diye haykırılan anlar var. Cumhuriyet değerlerinin, Atatürk'ün, Ulus bilincinin ne demek olduğunu o çocuk yaşta iliklerimize dek hissettiğimiz anlardı bunlar. Şimdiye bakacak oluyoruz - bakmaya bile çekinir olduk - başta yöneticilerimizin aksi yönde davranışları söz konusu. 

Baksanıza, şehit cenazeleri var denilerek, bu kutlu günün, hem de çocuklara armağan edilmiş dünyanın tek ve en önemli bayramlarından birinin, kutlamalarına yasak getiriliyor. Aynı sahneyi bir yıl öncesinde de farklı biçimiyle yaşamıştık. Hatta ondan önceki yılda, hatta ondan önceki yılda da.. 

Bu kandırmacadan siz hala sıkılmadıysanız bilemem. Ama öyle ya da böyle alıştırıp, Atatürk'e dair, cumhuriyet'e dair, ulus bilincine dair, cumhuriyetin kardığı ne kadar harç varsa hepsini çaktırmadan yok edecekler haberiniz olsun. 

Hayır, bir yandan yasak ettiğiniz ulusal egemenlik ve çocuk bayramı var öte yandan, umarsızca havai fişeklerin atıldığı Antalya Expo Fuar açılışı var. Hem de bakanlar düzeyinde katılımla. Sormaz mıyız? Bu ne yaman çelişki? 

***

İzmir Kitap Fuarı bitti bile

Her yıl pek çoğu için iple çekilen bir nisan ayı vardır. Bu İzmir için daha da anlamlıdır. 16-24 Nisan tarihleri arasında, yazarlar, çizerler, okurlar bir araya geldiler. 395 bin kişi ziyaret etmiş ne güzel değil mi? Okumayan toplum olduğumuzdan yakınırken okuyanların da var olduğunu duyumsamak gerçekten güzel. 

Bir fuar daha geldi geçti. Darısı diğer yıla. Duyumlarımıza göre, kitaplar seneye yeni fuar alanında sergilenecekmiş. Bakalım ziyaretçi sayılarına etkisi ne olacak. Ya da en önemlisi bildiğimiz, tanıdığımız, kitap fuarı ortamı, değişen yüzü ile hem de dijitalleşen bir dünyada tarihe karışanlar kervanına katılacak mı? göreceğiz. -En azından kitap fuarının ruhunu kaybetmiyeceği bir plan strateji geliştirilse hiç fena olmaz- 








Hiç yorum yok:

Yorum Gönder