30 Haziran 2016 Perşembe

20. yüzyılın yaptıkları

Dünya tarih sahnesinde, "sanayi devrimi" sonrası toplumlar önemli bir yer tutar. Akıl almaz gelişimlerin yaşandığı, icatların yapıldığı ve kültürlerin dönüştüğü bir yapıdan bahsediyoruz. Önemli bir yer tutması bundan. 

Ancak, gelişim salt ileri yönlü olmadığından  için de garip bir şekilde paradokslarla dolu geriye gidişler de söz konusu.  "Sanayi devrimi" sonrası gelişen ve gelişemeyen durumlara şöyle bir göz gezdirdiğimizde, başta 20. yüzyıla damgasını vuran olaylara bakmamız gerekiyor. 

Öncelik birinci dünya savaşının, ardından "büyük buhran" geliyor, içinden çıkılmaz hal alan açlık ve sefalet paylaşım savaşlarını tetikliyor ve  ikinci dünya savaşı sıradaki yerini alıyor. 

Atom bombası, nükleer silah denemeleri yine bu yakın tarihlere rast gelirken.. Petrol krizleri, iki kutup arası soğuk savaş.. (abd-rusya) yüzyılın olumsuz ve o iğrenç anlaşmazlıklarını  tüm çıplaklığı ile utanç abidesi haline getiriyor. Böylece "sanayi devrimi" sonrası önemli bir yer edinen toplumların, önemsiz bir yer tutunmaya doğru aday olmasını bir yandan seyretmiş oluyoruz. 

21. yüzyılı yaşadığımız şu zamanlarda ise  20.yüzyılın mirası olaylara tanık olmaktayız. Berlin duvarının yıkılmasıyla, sovyetlerin dağılması bir dönüm noktası olmuş ve tek kutbu yüceltmişti. Artık sınırlar ortadan kalkıyor, eknonomiler serbestleşiyor, dünya vatandaşı bireyler barış ve huzur içerisinde yaşayarak, geleceklerine umutla bakabiliyorlardı. Yaygın inanış buydu en azından. 

Hayali bile güzel. 

Küreselleşme olgusu, işte tam da bu yaygın inanış ortamında serpilip gelişti. Teknolojik atılımlar, üretim hacminin genişlemesi, eğitimdeki hareketlilik, bilginin galibiyeti, internet ve daha nicesi onu etkileyen ve geliştiren  öğelerin önemli yapı taşlarını oluşturdu. Yıllar yılları biriktirdikçe yapı taşları da yerli yerine oturdu ve düzen kendi kendine, işler konumda, kimi zaman iyiyi kimi zaman kötüyü senaryolaştırır oldu. 

Zaman geçmedi ki, krizler krizleri doğurdu ve işin içinden çıkılmaz hal alındı. 

Tamam bilgi galip geldi. Teknoloji gelişti. Ama hiç olmadığı kadar doğayı katletmiş ve çoktan kirletmiş olduk. Küresel ısınma tehdidi ile karşı karşıyayız. Hatta düpedüz tehdidi yaşıyoruz. 

Artan nüfusun başa bela olması yetmezmiş gibi,  bir de işsiz ve eğitimsiz kitlelerin yaygınlaşması durumu da var.  ve kitleler ikinci sınıf vatandaş olarak yaşamlarını sürdürüyor. En az küresel ısınma kadar tehlikeli bir diğer tehdidi oluşturuyor. 

Bunlar zaten yaşanıyorken örneğin İngiltere AB'den çıkıyor, Amerika da Trump ortalığı kasıp kavuruyor. Küreselleşmeye dahil olan bir de terör sorunu kanser hücresi gibi, toplumlar arası dolaşıma giriyor. 

İstanbul Bombası,  "sanayi devrimi" sonrası toplumda serpilip gelişen konjektürler oldukça yakından ilişkilidir. 

Hep iyiyi, güzeli, düşünürken, gözden kaçırdığımız kötülerde bulunuyor. Yapmamız gereken, yaşananlara karşın, direnci kaybetmemek ve kabullenmemekte. 

Çünkü iyinin de kötünün de varlığı insanlık sayesindedir. Küreselleşmeyi bir kez de tüm iyi düşüncelerin birlikteliğine bıraksak ya. Ne terör, ne plansız, çarpık düzen olacak, ne de insanlığı tehdit edecek denemeler gerçekleşiyor olacak.. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder