23 Haziran 2016 Perşembe

Umudu Kaybetmesin İnsan

Bugüne değin en çok okunan yazım; "ne iş olsa yaparım abi" olmuş. Ardından "Sığ tartışmalar" geliyor.. Blog sayfasının sunduğu istatistiki bilgilerin dökümü bunlar.. Açıkçası hiç şaşırmadım. 

Çünkü bu bloğun okuyucu kitlesi, başta kendi yakın çevrem olmak üzere; senin, benim ve bizim gibi insanlar. Küçümsenmeyecek kadar etkili ve dinamik. 

Doğal olarak, sorgulayan, araştıran ve çözüm sunmaya çalışan bir gruptan bahsediyorum ve bu kanıya şuradan ulaşıyorum: Yazdığım yazılara heyecanla geri bildirimde bulunuyor, laf arasında köşeye sıkıştırıp, kolay kolay kabullenmiyorsunuz.

Gençliğin ve genç olma hissiyatının en güzel ve en kıymetli tarafı da budur zaten. 

Heyecan doruktadır. 

Lakin, öyle kalabalık bir dünya da yaşıyoruz ki, 8 milyar içerisinde kaybolduğumuzun hissine kapılıyoruz. Bunda işsizlik, kuraklık, adaletsizlik, eşitsizlik ve daha nicesinin etkisi de var.  Birine dokunsanız, öbüründe yanıyorsunuz. Karar vermekse deveye hendek atlatmaktan zor. 

Bu durumda da ne heyecan kalıyor ne de cesaret.

Tam bu gidişata "dur" diyip itiraz edilecek olunsa da, başarılı olunamıyor ve dünya çapında ortak sorunlarımız giderek derinleşip, içinden çıkılamaz hal almaya başlıyor. 

Sonra itiraz edememe durumu birer kabullenişe doğru sürüklenip, alışılmışa doğru seyrediyor. 

Yine de pek çok şeyin farkında olmadığımızı düşünüyorum; çünkü bu gidişattan memnun olmayan ve buna tepki verecek binler, milyonlar var. herkes ortak sorunları temelinde benzer şekilleri ile yaşıyor ve yaşamakta..

Örneğin, "ne iş olsa yaparım abi"ye tepkiniz var olsa da, çoğu zaman buna mecbur bırakılıyor, her işi yapacak konuma geliyorsunuz. ya da aslında clinton mı, trump mı, tartışması sizi ilgilendirmese de, dört bir yandan onca "sığ tartışmalar"ın arasında kalıp kendinize çıkış yolu aramaya koyuluyorsunuz.

En çok ilginizi çekenler, kendinizi bulduklarınız ve kendinize yakın olduklarınız. Burada yazdıklarımızda bunlarla ilgili olunca, en çok okunanlar listesinin başını tabi ki, "ne iş olsa yaparım abi" ve "sığ tartışmalar" alıyor. 

Buradan çıkarımımız şu olabilir mi?

Gençliğin en büyük sorunu, var olan düzen de kendine dair elle tutulur bir şey bulamamak!

O halde tüm bunlara seyirci mi kalacağız, yoksa yeni baştan başlayıp, sorunlara çözüm mü olacağız? 

Cevap, hangisi.. 

 Heyecan biraz da cesarete dahil olursa, müthiş bir tablo sergilenmiş olacaktır. 

Yeter ki, umudu kaybetmesin insan.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder