1 Eylül 2016 Perşembe

Türkiye Rüyası

Amerika oldum olası ilginç bir memlekettir. 

Mimarisiyle, ekonomisiyle, eğitimiyle,  yaşam standardıyla; aklınıza gelebilecek daha pek çok şeyiyle.. Uluslar ötesini aşar ve zihinlerde yer edinir, hatta yetmez fazlası ile de örnek gösterilir. Amerikan rüyası dedikleri boşa değil yani.. 

Örnek gösterilmesinin yanı sıra, her güzelliğin bir kusuru olduğundan belki de,  noksanlıkları devreye girer ve bir de eleştiri yağmuruna tutulmaktan kurtulamaz..  

İlginçliği de bu sebepledir işte. 

Yaşamın paradigması gibi artısını ve eksisini kapsamı içerisine alır..

Artık olayı nereye çekmek istediğinize bağlı olarak, işin rengi değişir.

"Biz paradigmanın artı yöne doğru evrilmesinden yanayız."

Buradan hareketle bir Amerikalı araştırmacı yazardan bahsetmek istiyorum. - Alvin Toffler'dan - Bugüne değin bir kitabını okuduysanız ya da bir yerlerde denk geldiyseniz öne sürdüğü şu teze de aşinasınızdır. 

Toplumları yaşadıkları dönemlere göre "üç dalga" ile tanımlayabiliriz. her dalga toplumunun kendine göre özellikleri vardır ve toplumsal açıdan köklü değişimlere sebep olmuştur. Bu üç dalga ise;

1.dalga toplumları : Tarım Toplumları
2.dalga toplumları : Sanayi Toplumları
3.dalga toplumlar : Sanayi sonrası Toplumları'dır- ( Bilgi toplumları ) 

Üç dalganın tarihsel perspektifi üzerine yazı yazmaya kalksak sayfalarca yazı yetmeyecektir eminim. Karınca kararınca bir araştırma yapmak gerekir. 

Ancak bunun üzerine söyleyebileceğimiz kısacası şu:  tarım toplumlarında TOPRAK hakimiyetinin önemli olduğu.. Sanayi toplumlarında SERMAYE hakimiyetinin önemli olduğu ve günümüzü de içine alan sanayi sonrası toplumlarda ise BİLGİ hakimiyetinin önemli olduğu.. 

Üç dalga toplumunun üç anahtar kelimesi Amerika'yı fazlası ile ilginç kılmaya yetiyor. Yazının başında belirtmeye çalıştığım ilginçlikte buydu zaten. Bir adım önde olmanın esprisi bu toplumlar içerisinde yaşarken toprağı, sermayeyi, bilgiyi en iyi kullanabilme yetisiyle eşdeğer. 
 
Geçmiş toplumların üzerine çok suların aktığını hepimiz biliyoruz. Günümüzün geçerli kuralı, bilgi edinmek ve onu en iyi kullanmakla alakalı. Sonuçta her şey değişmeye devam ediyor. Hem de çok hızlı. Buna bilgiler de dahil. Bildiklerimizi unutmak zorunda kalacağa benziyoruz. 

Bilgi toplumlarında bilgiye ulaşmak, bilgiyi işlemek, bilgiyi doğru yerde ve zamanda kullanmak kazandırıyor. 

(Mimarisiyle, ekonomisiyle, eğitimiyle,  yaşam standardıyla; aklınıza gelebilecek daha pek çok şeyiyle.. Amerikan rüyası demiştik değil mi.. Peki tüm bunlar nasıl olmuştu?

Bir de şu var. 

Bilgi hakimiyeti, ne sermayeye ne de toprağa benziyor. Alvin Toffler, geleceğe dair derinlikli düşüncelerinde bu temayı sıkça işlemeye çalışıyordu. Haksız da sayılmaz. 

Uğur Mumcu'ya atıfla "Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz" diyelim ve  ibrelerimizi artı yöne yönlendirelim. 

Amerika gerçekten oldum olası ilginç memleket. 

Ah bir de biz şu "bilgiyi" yaşam felsefesi edinebilsek.. ondan bir kültür yaratabilsek.. 

Amerikan Rüyası - Türkiye Rüyası olmaz mıydı? 





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder