20 Ekim 2016 Perşembe

"Ne olacağının" hayali

Toplumsal olarak ortak yaşantılarımızın birikimi pek çok özlü deyişinde doğmasına sebep oluyor. 

Örneğin, "İnsan ne oldum değil, ne olacağım" diye bakmalı deyişinin, anlattıklarını düşündüğünüzde, insana ve insanlığa dair derinlikli düşüncenin inceliklerine dalar gidersiniz. O zaman görürsünüz ki, özlü bir deyişin nasıl da uygarlığa doğru bir yaptaşı oluşturduğunun ayırdına varır, yaşamın çeşitliliği hakkında fikirler geliştirirsiniz. 

İnsanlığın kendi geleceğine dair düşüncesini şimdiden, ne olacağı hakkında, hayal edebiliyor olması uygarlık olarak nitelendirdiğimiz yaşamın bir tık ötesine geçebilmek için de  oldukça önemli. Ayrıca insanlığın en temel yaşam gayesi de zaten, var olan düzenin ya da  uygarlığın, adına her ne derseniz diyin, o ince çizgide ki bir tık'ın ötesine geçebilmektir. 

Aksi takdirde, kendini tekrarlamaktan başka hiç bir işe yaramayan, yalnızca bozuk bir saat edasıyla günde iki kez doğruyu gösterip, bununla övünen, ama geride kalan yirmi iki yanlışlığı unutup günün devamını getirmeye çalışan bozuk ve bir o kadar işe yaramaz sistemden bahsedebiliriz.  

Bunun yürütülemeyeceği  gibi yönetilebilmesi de mümkün değil. Keza, Dünyamızın ortak sorunlarına baktığımızda, küresel ısınmadan tutun da, eğitim şartlarının fırsat eşitsizliğine, gelirdeki adaletsizlikten, insan hakları ihlallerine kadar daha pek çok şeyin bu "ne olacağım" sorusunu soramamış olmasından kaynaklanıyor. 

Oysa, İnsanlık "ne olduğunu" konuşurken harcadığı zamanını, biraz "ne olacağına" harcasa.. Dünya da yaşamak için nice güzelliklerin olduğunu fark edecek. Bir de bu "ne oldum" böbürlenmesi ile olacak gibi de değil. Geleceği kurgulamanın, bolca hayal etmeye "ne olacağım"a ihtiyacı var. 

Gayemiz ortak birikimlerin iyi taraflarında çoğalmakta. Umut hep var. "Ne olacağının" hayalini kuranlara ve uygarlığın çoktan yapıtaşı olmuşlarına gelsin bu yazı.

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder